Anayasa Mahkemesi Başkanlığından

13.12.2004 Günlü, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun Hakkında Anayasa Mahkemesi Kararı

Karar Tarihi: 5.7.2012

Esas No: 2012/7

Karar No: 2012/102

Resmi Gazete Tarihi: 06.10.2012

Resmi Gazete Sayısı: 28433

Özü: 13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "... zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ..." ibaresinin, Anayasa'nın 17. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemi

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Bakırköy 1. İnfaz Hakimliği

İTİRAZIN KONUSU : 13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "... zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ..." ibaresinin, Anayasa'nın 17. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

(ICD-IMEX not: Bu dokuman Interaktif CD için Mevlüt ÖZER tarafından hazırlanmıştır.)

Taammüden adam öldürme suçundan müebbet hapis cezası infaz edilmekte olan hükümlünün, eşi ve yakın akrabaları dışında ad ve adreslerini bildirdiği üç kişilik ziyaretçi listesinin değiştirilmesi istemini inceleyen Mahkeme, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vardığı kuralın iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

(Bu dokuman ICD-IMEX için hazırlanmıştır. * ICD-IMEX (c) 1998'den beri)

"Hakimliğimizin yukarıda esas numarası yazılı koğuşturma evrakı üzerinde yapılan inceleme araştırma sırasında verilen ara karar gereğince hükümlü ... hakkında uygulanması durumu bulunan 5275 sayılı Yasa'nın 83/1. maddesinin Anayasa'ya aykırılığına kanaat getirildiğinden, Anayasa'ya aykırılık hususunun incelenip değerlendirilmesi için dosyanın gönderilmesi kararı verilmiştir.

Hakimliğimizce Anayasa'ya aykırılık nedenlerinin anlaşılabilmesi için kısaca dosyanın başlıklar halinde özetlenmesi gerekmektedir.

1- Hükümlü ..., dosyadaki bilgi ve belgelere göre taammüden adam öldürmek ve bu suça iştirakten dolayı müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiş, bu karara istinaden halen Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

2- Hükümlü..., Hakimliğimize gönderdiği dilekçe ile Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkındaki Yönetmeliğe göre 3 kişilik ziyaretçi listesini yasal mevzuat nedeniyle değiştiremediğini, zira 60 günlük süre içerisinde tanınan haktan yakın akrabalarına ulaşamaması ve bu durumu sağlıklı değerlendirememesi nedeni ile yararlanamadığını, aradan geçen sürede bu listeyi değiştirmek istediğini talep etmiştir.

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

3- Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Hakimliğimize gönderdiği 27.12.2011 tarih ve 2011/14752 sayılı cevabi yazıda özetle; "... Akrabası dışında bulunan 3 arkadaş listesinde ise 60 gün süre içerisinde bildirmesi gerektiği ve bu listede belirtilen kişilerin ölüm, doğal afet, ağır hastalık ve ziyaretçisinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim değişikliği gibi zorunlu hallerde değiştirebileceği olarak düzenlediği ve bu nedenle 3 ziyaretçi listesinin değiştirilemediği hususu bilgilerinize arz olunur." diyerek yasal olanağın bulunmadığını bildirmiştir.

4- Hükümlü ...'ın dosyamıza getirtilen müddetnamesinde Şartla Tahliye tarihinin 14.03.2020, Bihakkın Tahliye tarihinin 12.03.2040 tarihi olarak tespit edildiği görülmüştür.

5- Hükümlü ...'nın akrabası olmayan ziyaretçi listesini verilen 60 günlük süre içerisinde 27.02.2009 tarihinde kuruma verdiği, Hakimliğimize yazmış olduğu dilekçe tarihinin 19.09.2011 tarihi olduğu anlaşılmıştır.

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

BAŞVURU NEDENLERİ:

Anayasamızın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Yürürlüğe giren tüm yasalarımızın Anayasamızda yer alan bu genel çerçeve içerisinde yer alması gerekir. Nitekim 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanun'un 3. maddesi de infazda temel amacın açıklanmasını yaparken tutuklu ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumu kolaylaştırmak olduğunu söylemiştir.

İnfazın temel amacında yer alan bu ilke Anayasanın 17. maddesindeki temel hakla doğrudan bağlantılıdır. Zira kişinin cezaevi ortamında cezasını infaz ederken sosyalleşebilmesi ancak, maddi ve manevi varlığını koruma ve güçlendirmesine dayanmaktadır.

Sosyalleşmenin somut dünyadaki karşılığı karşılıklı iletişim kurma, sosyal dünya ile bağlantıda bulunma, gerçek hayat koşullarının içerisinde yer almayı gerektirmektedir. Tutuklu ve hükümlü olan bir kişinin bu hakları yasal olarak kısıtlanmıştır. Ancak, bu kısıtlama altında dahi yasa sosyalleşme yöntemi olarak tutuklu ve hükümlülere bir kısım haklar tanımıştır. Bunlardan bir tanesi de görüş yapabilme hakkıdır. Görüşün hangi çerçevede yapılacağı 5275 sayılı Yasanın 83. maddesinde düzenlenmiş ve bu maddeye dayalı olarak da Adalet Bakanlığınca hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmeleri hakkında yönetmelik çıkarılmıştır.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)

Bu maddeye göre cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlünün yasada sayılan yakınları dışında ad ve adreslerini bildireceği 3 kişi ile daha görüş yapma hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak, yasa metninde bir şarta bağlanmıştır. Bu da, "ZORUNLU HALLER DIŞINDA BİR DAHA DEĞİŞTİRİLMEMEK ÜZERE" ibaresi ile yer almıştır. Nitekim bu maddeye dayalı olarak çıkartılan yönetmeliğin 9/2. fıkrasında akrabası olmayan 3 kişinin isim, soy isim ve adreslerinin 60 gün içerisinde bildirilme yükümlülüğü getirilmiş, yasa da çerçevesi verilen zorunlu haller olarak da "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi" hususlar sayılmıştır.

Hayatın içerisinde kişinin görüşmek istediği isimleri değiştirememesi, yasa da tanımlanan bu hallerden birinin bulunmaması durumunda kişi cezaevi içerisinde bulunduğu müddet boyunca görüşmek istediği kişileri değiştiremeyecektir. Yasadaki anlatımın hayatın gerçekleri ile bağdaşma olanağı da yoktur. Zira cezaevi ortamına girildikten sonra kendisini ziyaret edeceğini düşündüğü çok yakın bir arkadaşının bile ziyarete gelmemesi halinde tutuklu ya da hükümlünün yapabileceği yasal bir yöntem bulunmamaktadır. Hele ki somut olayda yer alan .... gibi şartla tahliye tarihine bile 8 sene daha bulunan bir kişinin bu müddet boyunca arkadaş listesini değiştirememesi maddi ve manevi varlığını cezaevi içerisinde ilerletememesi sonucunu doğuracaktır.

Hükümlü ...'nın ziyaretçi listesini 2009 yılında verdiği, şartla tahliye tarihinin 2020 olduğu, bihakkın tahliye tarihinin 2040 olduğu göz önüne alındığında 83/2. maddede yer alan cümlenin Anayasa'nın 17. maddesine aykırı olacağı kanaatine ulaşılmıştır.

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

Yasa koyucu 3 kişilik arkadaş listesinin değiştirilememesine gerekçe gösterirken, öngördüğü hususların somut uygulamada Anayasal kurallara aykırılık teşkil etmeyeceğini düşünmüş olsa da, yukarıda açıklandığı gibi hakkındaki sürelerin bir ömür sürecini kapsayacak şekilde yer alan müddetnameye sahip kişiler için yeni bir yasal düzenleme yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

5275 sayılı Yasanın 83/1. maddesinde yazılı "ZORUNLU HALLER DIŞINDA BİR DAHA DEĞİŞTİRİLMEMEK ÜZERE" cümlesinin Anayasa'nın 17. maddesindeki temel düzenlemeye aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, takdir yüksek mahkemeye ait olmak üzere bu cümlenin iptaline karar verilmesi arz olunur. 03.01.2012".

III- YASA METİNLERİ

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 83. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir."

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Osmanlı'dan Günümüze T.C. Külliyatı)

B- Dayanılan Anayasa Kuralı

Başvuru kararında Anayasa'nın 17. maddesine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılmalarıyla 26.1.2012 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar vermiştir.

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Salim KÜÇÜK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, hükümlünün; eşi, yakınları ve yasal temsilcisi dışında, ceza infaz kurumuna bildirdiği üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu haller dışında bir daha değişiklik yapamadığı, ziyaret hakkı kısıtlanan hükümlünün dış dünya ile iletişim kurmasının ve sosyalleşmesinin engellendiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 17. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Binlerce Sayfa Kitap)

İtiraz konusu kural ile hükümlüye, yasal temsilcisi, eşi ve maddede sayılan yakınları dışında, kendisinin belirleyeceği ve zorunlu haller dışında bir daha değiştiremeyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmaktadır.

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı, insan onurunun korunmasını sağlamaktadır. İnsan onuru kavramı insanın ne durumda, hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan oluşunun kazandırdığı değerin tanınmasını anlatır.

Özgürlüğü mahkeme kararıyla kısıtlanan hükümlünün, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyetin doğal sonucu olarak sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması kaçınılmazdır. İnfazın bir amacı da hükümlünün tahliye sonrası tekrar suç işlemekten vazgeçmesini sağlamaya yöneliktir. Dolayısıyla hapis cezasının infazında, bir yandan hükümlünün tekrar suç işlemesini önleyecek oranda caydırıcı olması, öte yandan dış dünya ile iletişim kurması ve sosyalleşmesi sağlanarak hükümlüye maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının tanınması gözetilmektedir. Bunun yanında ziyaret hakkının, zorunlu hallere bakılmaksızın hükümlünün yasal temsilcisi, eşi ve yakınları dışında kalanlar bakımından sınırlandırılmasının, ceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla ziyaret hakkı değerlendirilirken ceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlülerin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı arasında makul bir dengenin kurulması gerekir.

Öte yandan kural ile hükümlüye üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hallerde değişiklik yapabilme hakkı tanınmış, zorunlu hallerin neler olduğu hususu uygulamaya bırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır. Bununla birlikte 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca hükümlünün yasal temsilcisi, eşi, Kanun'da sayılan yakınları ile önceden ceza infaz kurumuna bildirdiği üç kişilik listede yer alanların dışında kalan kişilerin ziyaretine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilmektedir.

( (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Mevlüt ÖZER'e aittir.)

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 17. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.

VI- SONUÇ

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Osmanlı'dan Günümüze T.C. Külliyatı)

13.12.2004 günlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "... zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh KALELİ, Fulya KANTARCIOĞLU ile Muammer TOPAL'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 5.7.2012 gününde karar verildi.

Başkan                       Başkanvekili                 Başkanvekili
Haşim KILIÇ                  Serruh KALELİ                Alparslan ALTAN
                                           
Üye                          Üye                          Üye
Fulya KANTARCIOĞLU           Mehmet ERTEN                 Serdar ÖZGÜLDÜR
                                           
Üye                          Üye                          Üye
Recep KÖMÜRCÜ                Burhan ÜSTÜN                 Hicabi DURSUN
                                           
Üye                                                       Üye
Celal Mümtaz AKINCI                                       Erdal TERCAN
                                           
Üye                                                       Üye
Muammer TOPAL                                             Zühtü ARSLAN
                                           
                                           

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 83. maddesinin ilk fıkrasında "Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir" denilmiş, fıkranın sadece "zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere" bölümünün iptali istenmiştir.

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Binlerce Sayfa Kitap)

5275 sayılı Yasa'nın "İnfazda temel amaç" başlıklı 3. maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün, yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu belirtilmiştir. Suçlunun yeniden sosyalleşebilmesi için onun da diğer bireyler gibi onurlu bir yaşam sürdürme hakkı bulunduğu bilinciyle eğitim ve sosyal faaliyetlerinin geliştirilmesi, haberleşme ve ziyaret imkanlarına olanak tanınması gerekmektedir. Bu nedenle belirtilen olanaklardan yararlanmalarının hükümlüler için bir hak olduğu kabul edilerek çağdaş ceza infaz hukukunda buna ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.

Hükümlülerin yeniden sosyalleşebilmesi için onlara tanınan hakların Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığını geliştirme kapsamında olduğu açıktır.

Anayasa'nın 17. maddesinin ilk fıkrasında Herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı; kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmiştir. Mahkeme kararıyla özgürlüğü sınırlanmış olan hükümlünün de temel insan haklarına sahip olduğu, bu durumda da insanlık onuruna saygı gösterilmesi ve kişiliğini geliştirebilmesi için bazı olanaklardan yararlandırılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu bağlamda, hükümlünün dış dünya ile iletişiminin ve yeniden sosyalleşmesinin sağlanması için ziyaret hakkı tanınması önemlidir. Ancak, cezanın infaz edildiği kurumun, güvenliğinin ve düzeninin sağlanması, hükümlüler arasında adaletin gerçekleştirilebilmesi için ziyaret hakkına sınırlama getirilebileceği kabul edilebilirse de bunun, Anayasa'nın, 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin hak ve özgürlükler alanında açılımını yansıtan 13. maddesine uygun olarak yapılması gerekir.

Anayasa'nın 13. maddesiyle uyum sağlanabilmesi, ziyaret hakkına dava konusu kuralla getirilen sınırlamanın, infaz kurumlarının güvenlik ve disiplininin korunması için gerekli ve amaca ulaşmak için elverişli olmasının yanı sıra ölçülük koşulunu da içermesine bağlıdır.

(ICD-IMEX * (c) 1998'den beri *  Tüm Telif Hakları Saklıdır.)

Hükümlünün, yasada sayılan yakınları dışında ziyaretine geleceği düşüncesiyle ad ve adreslerini bildireceği üç kişiyi zorunlu haller olmaksızın bir daha değiştirememesi, bu kişilerin ziyaretten vazgeçmesi durumunda, hakkını kaybetmesine yol açacaktır. İnfaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması bakımından, gerekli ve elverişli bulunduğu düşüncesiyle ziyaretçilerin çok sık olarak değiştirilmelerine sınır getirilebilirse de bunun sınırlama amacını aşacak biçimde zorunlu haller dışında olanaksız kılınması ölçüsüz bir düzenleme olup, Anayasa'nın 13. maddesi ile bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle iptali istenen kuralın Anayasa'nın 13. ve 17. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Başkanvekili

Serruh KALELİ

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Osmanlı'dan Günümüze T.C. Külliyatı)

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Muammer TOPAL

(ICD-IMEX  (c) 1998'den beri *  Yüzbinlerce Sayfa Mevzuat)